EDEBİ TÜRLER-2
21/5/2008 · Kategori: EDEBI TURLER
![]()
1) TİYATRO:
Yaşanmış ya da gerçeğe uygun olarak tasarlanmış bir olayı sahnede canlandırmak amacıyla yazılan yapıtlara tiyatro yapıtı ( piyes, oyun ) denir.
Tiyatro yapıtlarında olaylar karşılıklı konuşmalarla ( diyaloglarla ) anlatılır. Bu tür yapıtlarda kişilerin gerçeğe uygun bir nitelik taşımaları gerekir. Bu nedenle kişiler; kişiliklerine, görgü ve eğitim durumlarına, sosyal yapılarına göre konuşturulur.
Tiyatro yapıtlarının planı da tıpkı öykü ve benzeri türlerdeki gibidir. Ancak onlardan farklı olarak tiyatro yapıtlarının baş kısmında, yapıtın kaç perde olduğu, yapıttaki kişiler ve olayın geçtiği yer ( dekor ) belirtilir. Serim bölümünde olay başlatılır, kişiler olayın akışı içinde tanıtılır. Düğüm bölümünde olay ayrıntılarıyla ortaya konur, merak uyandıracak bir duruma getirilip düğümlenir. Sonuçta da bu merak giderilip düğüm çözülerek olay sonuçlandırılır.
Tiyatro yapıtları, özelliklerine göre trajedi, komedi ve dram olmak üzere üçe ayrılır:
1. Trajedi: Yaşamın acıklı yönlerini dile getirir.
2. Komedi: İnsanların ve toplumun gülünç yönlerini ortaya koyar.
3. Dram: Yaşamın hem acıklı hem de gülünç yanlarını gösterir.
BAŞLICA TİYATRO TERİMLERİ:
OYUNCU: Tiyatro eserini sahnede canlandıran sanatkârlardır. İki gruptur:
1.Aktör: Erkek oyuncu
2.Aktris: Kadın oyuncu
SAHNE: Oynanan eserin seyirciler tarafından kolaylıkla görülebilmesini sağlayan ve
üzerinde esere uygun dekorun hazırlandığı yüksekçe yerdir. Ayrıca perde içindeki küçük
bölümlere de sahne denir.
DEKOR: Tiyatroda olayın geçtiği yer ile eşyaların tümüne dekor denir.
PERDE: Tiyatro eserlerinde konunun ana bölümlerinden her birine denir.
REJİSÖR (YÖNETMEN): Bir tiyatro eserini ortaya koyan, sahneleyen kişidir.
PERDE: Oyunun ana bölümlerinden her biridir.
MİZANSEN: Sahnedeki oyuncuların temsil ettikleri kişiye özgü hareketleridir.
SEYİRCİ: Sahnede gösterilen oyunu seyreden kişilerdir.
JEST: Oyuncunun el kol hareketleridir. Jestin en önemli özelliği doğallıktır.
MİMİK: Yüzdeki göz, kaş, ağız, yanak gibi bölümlerin manalı şekilde hareketleridir.
PROVA: Sahnede, seyirciyle karşılaşmadan önce yapılan çalışmalardır.
ROL: Oyuncuların konuşma ve hareketlerinin tümü.
SUFLÖR: Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri sahne gerisinden, seyircilere hissettirmeden hatırlatan kimsedir.
DİYALOG: Kişilerin karşılıklı konuşmalarıdır.
MONOLOG: Tiyatro eserinde biri kişinin tek başına konuşmasıdır.
PANDOMİMA: Hiç sözün yardımı olmaksızın, sırf jest ve mimiklerle gösterilen seyirlik oyunlarıdır.
2) GEZİ ( SEYAHAT ) YAZISI:
Gezilip görülen yerlerin ilginç özelliklerini anlatan yazılara gezi ( seyahat ) yazısı denir.
Gezi yazılarında gözlem ön plandadır. Anlatımda betimlemeden sıkça yararlanılır. Gezilip görülen yerlerle ilgili duygu ve düşünceler belirtilir. Ayrıca anılara, nükteli fıkralara, öykü niteliğinde birtakım olaylara yer verilir. Bu nedenle gezi yazıları zengin bir nitelik taşır, anlatımı diğer yazı türlerinden farklıdır ve canlıdır.
Gezi yazılarının giriş bölümünde gezilen yer belirtilir. Gelişmede bu yerin özellikleri anlatılır. Orada görülenler, dinlenenler ve bunların kişide uyandırdığı düşünce ve duygular dile getirilir. Sonuçta da gezinin nasıl sona erdiği ve kişi üzerindeki etkileri belirtilir.
Gezi sırasında yazar, gördüğü yerler, insanlar, eserler hakkında not almalıdır. Her bilgiyi akılda tutmanın ne kadar zor olduğu bilinir. Sadece görüntüleri kaydetmek yetmez, edinilen intibalar, kaynayıp coşan duygular, çağrışımlar, ortaya çıkan fikirler de yazılmalıdır. Yazarın duyuş ve düşünüşü fevkalâde önemlidir.
Seyahat yazılarında gözlemin yeri çok büyüktür. Bakan, fakat baktığını yeterince göremeyen kimseler birçok şeyin farkında bile olmazlar. Dalgın, dikkatsiz, çarpıcı ayrıntıları göremeyen kişiler, çok usta yazarlarda görülen derinlik, mânâlılık, açıklık ve orijinallik gibi özelliklerden mahrum kalırlar.
Gezi yazısı yazarken şu özelliklere dikkat etmek gerekir:
(1) Gezilen yerlerin, hiç bir yere benzemeyen özelliklerini dile getirmek.
(2) Gezilen yerlerde yaşayan insanların kültürel özelliklerini (ırk, dil, hayat tarzı, folklorik özellikleri vb.) belirtmek.
(3) Gezilen yerlerin tarihî, mimarî ve uygarlık özelliklerini belirtmek.
(4) Gezilen yerlerin teknolojik ve ekonomik alandaki gelişmelerini belirtmek.
3) MÜLAKAT:
Herhangi bir sosyal konu ya da sorun üzerinde, uzman kişi ya da kişilerle yapılmış konuşmaları yansıtan yazı türüne mülakat (görüşme) denir. Toplumun tamamını ya da bir kısmını ilgilendiren her alanda "görüşme" yapılabilir. Bu tür yazılar, genellikle gazete ve dergilerde yayımlanmak için hazırlanmaktadır.
Mülakat yapacak kimse, konuşacağı kişiyi tanımalı, onun kakında gereken bilgileri toplamalı ve sorularını önceden hazırlamalıdır. Mülakatı gerçekleştiren kişi, aldığı yanıtları herhangi bir yorum katmadan, olduğu gibi okuyucuya aktarmalıdır.
Mülakatın da belirli bir plan çerçevesinde yapılması gerekir. Bu planlamada genellikle – ele alınan konu göz önüne alınarak – geçmişten bugüne bir sıra izlenir.
4)RÖPORTAJ:
Gazete ve dergi yazarlarının herhangi bir olay, bir yer, bir sorun vb. hakkında bir sonuca varmak, bunu topluma duyurmak amacıyla yaptıkları araştırma ve incelemeleri anlatan yazılara röportaj denir.
Röportajlar, gazete ve dergilerde yayımlanmak amacıyla hazırlanan, çoğunlukla da fotoğraflarla desteklenmiş yazılardır. Röportajlar, kişilerin bazı konular ve olaylarla ilgili düşüncelerini topluma duyurma amacı taşır. Okul, hastane, kent, orman, köy ve benzeri bir yeri tanıtmayı amaçlar.
Röportaj yazarı, zaman zaman ele aldığı konu, olay ya da yerle ilgili kişisel yorumlara da yer verir. Röportaj yaparken “mülakat”tan geniş ölçüde yararlanır.
Röportajın başarılı olabilmesi içim iyi bir planlama yapılmalıdır. Bu amaçla konu önceden tasarlanmalı, konuşulacak kişi, incelenecek olay ya da gezilecek yer belirlenmeli ve anlatılmak istenenler bir plan çerçevesinde yazılmalıdır.
5) KONFERANS:
Belli bir konuda bilgi vermek ya da düşünceyi benimsetmek amacıyla bir dinleyici topluluğu karşısında yapılan hazırlıklı konuşmalara konferans, konferans veren kişiye de konferansçı denir.
Konferans hazırlıklı bir konuşmadır. “ Bilim, sanat, hukuk, eğitim ” gibi konularda verilebilir.
Bir konferansın başarılı olması için şu noktalara dikkat edilmelidir:
· Konu ne çok uzun ne de çok kısa olmalı, planlama iyi yapılmalıdır.
· Anlatım dinleyicilerin kültür düzeylerine uygun ve doğal olmalıdır.
· Örnekler anlaşılır ve ilgi çekici olmalı; zaman zaman anılardan, güldürüp düşündüren fıkralardan yararlanılmalıdır.
Konferanslarda düşünce yazısı planı uygulanır. Bu yüzden giriş, gelime ve sonuç bölümlerinden oluşur


