
İLKÖĞRETİM 100 (YÜZ) TEMEL ESER:
1. Dede Korkut Hikâyeleri (İlköğretim İçin Uyarlama)
2. Mevlana’nın Mesnevisinden Seçme Hikâyeler
3. İlköğretim Çocukları İçin Seçme Hikâyeler
4. Karagöz ile Hacivat (İlköğretim İçin Seçme Hikâyeler)
5. Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal)
6. Ömer’in Çocukluğu (Muallim Naci)
7. Gulyabani (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
8. Şermin (Tevfik Fikret)
9. Altın Işık (Ziya Gökalp)
10. Yalnız Efe (Ömer Seyrettin)
11. Çocuk Şiirleri (İbrahim Alâeddin Gövsa)
12. Hep O Şarkı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
13. Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi (Orhan Seyfi Orhon)
14. Uluç Reis (Halikarnas Balıkçısı-Cevat Şakir Kabaağaçlı)
15. Damla Damla (Ruşen Eşref Günaydın)
16. Bağrı yanık Ömer (Mahmut Yesari)
17. Domaniç Dağlarının Yolcusu (Şukufe Nihai)
18. Evvel Zaman İçinde (Eflatun Cem Güney)
19. Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikâyeler (Mehmet Seyda)
20. Gururlu Peri (Mehmet Seyda)
21. Akın (Faruk Nafiz Çamlıbel)
22. Havaya Uçan At (Peyami Safa)
23. Benim Küçük Dostlarım (Halide Nusret Zorlutuna)
24. Sevdalı Bulut (Nazım Hikmet)
25. Kuklacı (Kemalettin Tuğcu)
26. Yer Altında Bir Şehir (Kemalettin Tuğcu)
27. Arif Nihat Asya’dan Seçme Şiirler (Arif Nihat Asya)
28. Sait Faik Abasıyanık’tan Seçme Hikâyeler
29. Koçyiğit Köroğlu (Ahmet Kutsi Tecer)
30. Az Gittik Uz Gittik (Pertev Naili Boratav)
31. Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi (Cemal Süreya)
32. Çocuklara Şiirler (Vehbi Cem Aşkun)
33. 87 Oğuz (Rakım Çalapala)
34. Yonca Kız (Kemal Bilbaşar)
35. Bitmeyen Gece (Mithat Enç)
36. Halime Kaptan (Rıfat Ilgaz)
37. Gümüş Kanat (Cahit Uçuk)
38. Vatan Toprağı (Mükerrem Kamil Su)
39. Barbaros Hayrettin Geliyor (Feridun Fazıl Tülbentçi)
40. Eşref Saati (Şevket Rado)
41. Nasreddin Hoca Hikâyeleri (Orhan Veli)
42. İnci’nin Maceraları (Orhan Kemal)
43. Allı ile Fırfırı (Oğuz Tansel)
44. Tiryaki Sözleri (Cenap Şahabettin)
45. Keloğlan Masalları (Tahir Alangu)
46. Billur Köşk Masalları (Tahir Alangu)
47. Osmancık (Tarık Buğra)
48. Balım Kız Dalım Oğul (Ceyhun Atuf Kansu)
49. Falaka (Ahmet Rasim)
50. Bir Gemi Yelken Açtı (Ali Mümtaz Arolat)
51. Üç Minik Serçem (Necati Cumalı)
52. Memleket Şiirleri Antolojisi (Osman Atilla)
53. Ülkemin Efsaneleri (İbrahim Zeki Burdurlu)
54. Anılarda Öyküler (İbrahim Zeki Burdurlu)
55. Aldı Sözü Anadolu (Mehmet Önder)
56. Göl Çocukları (İbrahim Örs)
57. Miskinler Tekkesi (Reşat Nuri Güntekin)
58. Tanrı Misafiri (Reşat Nuri Güntekin)
59. Ötleğen Kuşu (Halil Karagöz)
60. Arılar Ordusu (Bekir Yıldız)
61. Yankılı Kayalar (Yılmaz Boyunağa)
62. Yürekdede ile Padişah (Cahit Zarifoğlu)
63. Serçe Kuş (Cahit Zarifoğlu)
64. Bir Küçük Osmancık Vardı (Hasan Nail Canat)
HAZIRLATILACAK ESERLER:
65. Tekerlemeler
66. Türkçede Deyimler
67. Türk Atasözlerinden Seçmeler
68. Türk Bilmecelerinden Seçmeler
69. Türk Ninnilerinden Seçmeler
70. Türkülerden Seçmeler
71. Türk Manilerinden Seçmeler
DÜNYA EDEBİYATI:
72. Küçük Prens (A. de Exupery)
73. Şeker Portakalı (Jose Mauro de Vasconcelos)
74. 0liver Twist (Charles Dickens)
75. Alice Harikalar Ülkesinde (Lewis Carrol)
76. Gülliver’in Gezileri (Swift)
77. Define Adası (Robert Louis Stevenson)
78. Robin Hood (Howard Pyle)
79. Tom Sawyer (Mark Twain)
80. Ezop Masalları
81. Andersen Masalları I-II
82. Üç Silahşörler (Alexander Dumas)
83. La Fontaine’den Seçmeler (La Fontaine)
84. Pinokyo (Carlo Collodi)
85. 80 Günde Devr-i Âlem (Jules Verne)
86. İnci (John Steinbeck)
87. Beyaz Yele (Rene Guillot)
88. Peter Pan (James Matthew Barrie)
89. Uçan Sınıf (Erich Kastner)
90. Yağmur Yağdıran Kedi (Marcel Ayme)
91. Ölümsüz Aile (Natalie Babbitt)
92. Yaşlı Adam ve Deniz (Ernest Hemingway)
93. Mutlu Prens (Oscar Wilde)
94. Şamatalı Köy (Astrid Lindgren)
95. Momo (Michael Ende)
96. Heidi (Johanna Styri)
97. İnsan Ne ile Yaşar (Leo Tolstoy)
98. Sol Ayağım (Christy Brown)
99. Hikâyeler (Anton Çehov)
100. Pollyanna (Elaanor Porter)
Kaynak: www.meb.gov.tr
ÖZNESİNE GÖRE FİİL ÇATILARI
Öznelerine göre fiil çatıları dörde ayrılır:
1) Etken çatılı fiiller
2) Edilgen çatılı fiiller
3) Dönüşlü fiiller
4) İşteş çatılı fiiller
1) Etken Fiiller:
“ Fatih Sultan Mehmet, yirmi bir yaşında İstanbul’u fethetti. ”
Özne yüklem
“ Babam bugün pazara gitti. ”
Özne yüklem
Bu cümlelerde yüklem olan eylemler özne almışlardır. Bu nedenle yüklemin gösterdiği işin, kim tarafından yapıldığı bellidir. Öznesi belli olan bu tür eylemlere etken çatılı fiiller denir.
" Çöpçüler sokakları süpürdüler. " " Gençlik çok iyi yetişmeli. "
" Osman camı kırmış. " " Ayva çiçek açtı. "
" Türkiye geleceğe güvenle bakıyor. " " Annem bize börek yaptı. "
" Ülkemizi çok seviyoruz. " “ Kızlar çeşmede su dolduruyorlar. ”
2) Edilgen Filler:
“ Karneler bugün dağıtıldı. ”
Sözde özne yüklem
" Öğrenciler tiyatroya götürülecek. "
Sözde özne yüklem
Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi gerçekte nesne olduğu halde kim, ne sorusuna yanıt verdiği için özne gibi görünen ögeye sözde özne denir. Gerçek özne almayan bu tür eylemlere, edilgen çatılı filler denir. Etken çatılı bir eylemi edilgen çatılı yapmak için eylemin kök ya da gövdelerine –ı(l) veya -ı( n) eklerinden uygun olanı getirilir.
( eklerin diğer çeşitleri: -ıl, -il, -ul, -ül, -ın, -in, -un, -ün )
" Sokaklar temizlendi. "
" Futbol maçı ertelendi. "
“ Ders anlatıldı. ”
3) Dönüşlü Filler:
“ Bizi üzgün gördüğü için o da üzülüyor. ”
“ Kapının önüne varınca yıkıldı. ”
“ Adam iki lokma yemekle yetindi. ”
Bu cümlelerde yüklemlerin bildirdiği “yetinmek, üzülmek, yıkılmak ”işleri öznelerin kendileri tarafından yapılıyor ve özneler, yaptıkları bu işten yine kendileri etkileniyorlar. Böyle eylemlere dönüşlü filler denir.
" Aynanın karşısında saatlerce taranmış. "
" Yazılıdan zayıf alınca üzüldü. "
" Toplantıdaki sözümden alındın mı? "
“ Ahmet, topu kulübenin arkasına sakladı. ” ( etken )
“ Ali, kulübenin arkasına saklandı. ” ( dönüşlü )
“ Top kulübenin arkasına saklandı.” ( edilgen )
“ Babası, oğlunu bu okuldan aldı.” ( etken )
“ Emre, bu okuldan ayrıldı.” ( dönüşlü )
“ Kırık bardaklar bir kenara ayrıldı.” ( edilgen )
Yukarıdaki örneklerde de gördüğünüz gibi dönüşlü eylemler de edilgen eylemler de eylem kök ya da gövdesinden sonra -(ı) n, -(i) n ya da -(ı)l , -(i)l ekinin getirilmesi ile yapılır. Bir eylemin dönüşlü mü yoksa edilgen mi olduğunu anlamak için anlamına bakmak gerekir. Yüklemin belirttiği işin kim tarafından yapıldığı belli değilse eylem edilgen çatılıdır. Yüklemin gösterdiği işi yapan da yapılan işten etkilenen de özneyse bu durumda eylem dönüşlüdür.
“ Kuruyan çamaşırlar toplandı.” (edilgen)
“ Selda, yanındakileri rahatsız etmemek için toplandı.” ( dönüşlü)
4) İşteş Filler:
“ Hayvanlar önce geri kaçtılar. ”
“ Bir süre gelenlere baktılar.”
Bu cümlelerde, yüklemin gösterdiği işlerin birden fazla özne tarafından veya karşılıklı olarak yapıldığını anlatmak istersek cümleleri;
“ Hayvanlar önce geri kaçıştılar.”
“ Bir süre gelenlerle bakıştılar.” şeklinde, yüklemlerin kökünden sonra –(ı)ş, -(i)ş, -(u)ş, -(ü)ş eklerinden uygun olanını getirerek söyleriz. Böyle eylemlere, işteş filler denir.
“ Bahar gelince kuşlar ötüşür, kuzular meleşir. ”
“ Sizinle nerede tanıştık. ”
“ Eskiden konağın bahçesinde gülüşürlerdi. ”
" Ülkeler sonunda anlaştı. "
" Rehber öğretmenimle görüşeceğim. "
FİİLLERDE ÇATI
Fiillerin özne ve nesnelerine göre gösterdikleri özelliklerine fiillerde çatı denir. Fillerde çatı ikiye ayrılır:
A) Nesnesine Göre Fiil Çatıları
B) Öznesine Göre Fiil Çatıları
A) NESNESİNE GÖRE FİİL ÇATILARI
1) Geçişli Fiiller:
“ Kardeşimin aldığı kediyi seviyorum. ”
“ Çocuklar beni aralarına almıyorlar. ”
“ Babam, tarlayı satmış. ”
“ Mehmet elma yiyor. ”
“ Ömer cüzdanını düşürmüş. ”
Bu cümlelerde altı çizili sözcükler birer fiildir. Bu fiiller aynı zamanda cümlenin yüklemidir. Bu cümlelerde yükleme neyi ve kimi sorularını soralım:
Neyi seviyorum? ………………….. kardeşimin aldığı kediyi.
Kimi almıyorlar? ………………….. beni.
Neyi satmış? ………………….. tarlayı.
Mehmet ne yiyor? …………………. elma
Ömer neyi düşürmüş? ……………….... cüzdanını
Verilen yanıtlar, yüklemin gösterdiği işten etkilenen ögeyi yani nesneyi vermektedir. O halde bu eylemler nesne alabilen eylemlerdir.
Nesne alabilen bu eylemlere geçişli eylemler denir. Geçişli eylemlerde öznenin yaptığı işten etkilenen başka bir öge yani nesne vardır. O nedenle bu cümlelerin yüklemleri geçişlidir.
2) Geçişsiz Fiiller:
“ Hep birden bir sofranın başına oturduk. ”
“ Yarın kardeşim okula başlayacak. ”
“ Akşam oldu mu televizyon seyretmeye bayılırım.”
Neyi oturduk? Kimi oturduk? …………………. Yanıt yok.
Neyi başlayacak? Kimi başlayacak? …………………. Yanıt yok.
Neyi bayılırım? Kimi bayılırım? …………………. Yanıt yok.
Bu cümlelerde yüklemin bildirdiği ve öznenin yaptığı eylemden etkilenen herhangi bir varlık yoktur. Bu nedenle yüklemlere neyi ve kimi sorularını sorduğumuzda yanıt alamayız. Nesne almayan böyle eylemlere geçişsiz eylem denir.
3) Oldurgan Filler:
Geçişsiz fiillerin “ dir , t , r ” yapım ekleriyle geçişli yapılması ile olur .
Ben güldüm . Ben seni güldürdüm .
Özne geçişsiz özne nesne geçişli
Çocuk uyudu . Ben çocuğu uyuttum .
Özne geçişsiz özne nesne geçişli
Örnekler:
1. Sınıftaki herkes gülüyordu.________ Sınıftaki herkesi güldürdü.
2. Ağaçların yaprakları sarardı._______ Çiçekleri soldurdu.
3. Ali erkenden uyudu._____________ Ali’yi erkenden uyuttu.
4. Ayşe evde ağladı.______________ Ayşe herkesi ağlattı.
5. Yemek pişti.____________________ Yemeği pişirdi.
6. Kiracı evden çıktı.________________ Kiracıyı evden çıkardı.
4) Ettirgen Filler:
Geçişli fiilin “ dir , t , r ” yapım ekleriyle geçişlilik derecelerinin artırıldığı fiillerdir . Eylem , özne tarafından başkasına yaptırılır
Kardeşim kalemini kırdı. … Kardeşim kalemini kırdırdı.
Öğretmen yazı yazdı. …Öğretmen yazı yazdırdı.
Çocuğu dövdü. … Çocuğu dövdürdü. … Çocuğu dövdür-ttü.
Kitabı öğrencilere okudu. …Kitabı öğrencilere okuttu.

1) TİYATRO:
Yaşanmış ya da gerçeğe uygun olarak tasarlanmış bir olayı sahnede canlandırmak amacıyla yazılan yapıtlara tiyatro yapıtı ( piyes, oyun ) denir.
Tiyatro yapıtlarında olaylar karşılıklı konuşmalarla ( diyaloglarla ) anlatılır. Bu tür yapıtlarda kişilerin gerçeğe uygun bir nitelik taşımaları gerekir. Bu nedenle kişiler; kişiliklerine, görgü ve eğitim durumlarına, sosyal yapılarına göre konuşturulur.
Tiyatro yapıtlarının planı da tıpkı öykü ve benzeri türlerdeki gibidir. Ancak onlardan farklı olarak tiyatro yapıtlarının baş kısmında, yapıtın kaç perde olduğu, yapıttaki kişiler ve olayın geçtiği yer ( dekor ) belirtilir. Serim bölümünde olay başlatılır, kişiler olayın akışı içinde tanıtılır. Düğüm bölümünde olay ayrıntılarıyla ortaya konur, merak uyandıracak bir duruma getirilip düğümlenir. Sonuçta da bu merak giderilip düğüm çözülerek olay sonuçlandırılır.
Tiyatro yapıtları, özelliklerine göre trajedi, komedi ve dram olmak üzere üçe ayrılır:
1. Trajedi: Yaşamın acıklı yönlerini dile getirir.
2. Komedi: İnsanların ve toplumun gülünç yönlerini ortaya koyar.
3. Dram: Yaşamın hem acıklı hem de gülünç yanlarını gösterir.
BAŞLICA TİYATRO TERİMLERİ:
OYUNCU: Tiyatro eserini sahnede canlandıran sanatkârlardır. İki gruptur:
1.Aktör: Erkek oyuncu
2.Aktris: Kadın oyuncu
SAHNE: Oynanan eserin seyirciler tarafından kolaylıkla görülebilmesini sağlayan ve
üzerinde esere uygun dekorun hazırlandığı yüksekçe yerdir. Ayrıca perde içindeki küçük
bölümlere de sahne denir.
DEKOR: Tiyatroda olayın geçtiği yer ile eşyaların tümüne dekor denir.
PERDE: Tiyatro eserlerinde konunun ana bölümlerinden her birine denir.
REJİSÖR (YÖNETMEN): Bir tiyatro eserini ortaya koyan, sahneleyen kişidir.
PERDE: Oyunun ana bölümlerinden her biridir.
MİZANSEN: Sahnedeki oyuncuların temsil ettikleri kişiye özgü hareketleridir.
SEYİRCİ: Sahnede gösterilen oyunu seyreden kişilerdir.
JEST: Oyuncunun el kol hareketleridir. Jestin en önemli özelliği doğallıktır.
MİMİK: Yüzdeki göz, kaş, ağız, yanak gibi bölümlerin manalı şekilde hareketleridir.
PROVA: Sahnede, seyirciyle karşılaşmadan önce yapılan çalışmalardır.
ROL: Oyuncuların konuşma ve hareketlerinin tümü.
SUFLÖR: Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri sahne gerisinden, seyircilere hissettirmeden hatırlatan kimsedir.
DİYALOG: Kişilerin karşılıklı konuşmalarıdır.
MONOLOG: Tiyatro eserinde biri kişinin tek başına konuşmasıdır.
PANDOMİMA: Hiç sözün yardımı olmaksızın, sırf jest ve mimiklerle gösterilen seyirlik oyunlarıdır.
2) GEZİ ( SEYAHAT ) YAZISI:
Gezilip görülen yerlerin ilginç özelliklerini anlatan yazılara gezi ( seyahat ) yazısı denir.
Gezi yazılarında gözlem ön plandadır. Anlatımda betimlemeden sıkça yararlanılır. Gezilip görülen yerlerle ilgili duygu ve düşünceler belirtilir. Ayrıca anılara, nükteli fıkralara, öykü niteliğinde birtakım olaylara yer verilir. Bu nedenle gezi yazıları zengin bir nitelik taşır, anlatımı diğer yazı türlerinden farklıdır ve canlıdır.
Gezi yazılarının giriş bölümünde gezilen yer belirtilir. Gelişmede bu yerin özellikleri anlatılır. Orada görülenler, dinlenenler ve bunların kişide uyandırdığı düşünce ve duygular dile getirilir. Sonuçta da gezinin nasıl sona erdiği ve kişi üzerindeki etkileri belirtilir.
Gezi sırasında yazar, gördüğü yerler, insanlar, eserler hakkında not almalıdır. Her bilgiyi akılda tutmanın ne kadar zor olduğu bilinir. Sadece görüntüleri kaydetmek yetmez, edinilen intibalar, kaynayıp coşan duygular, çağrışımlar, ortaya çıkan fikirler de yazılmalıdır. Yazarın duyuş ve düşünüşü fevkalâde önemlidir.
Seyahat yazılarında gözlemin yeri çok büyüktür. Bakan, fakat baktığını yeterince göremeyen kimseler birçok şeyin farkında bile olmazlar. Dalgın, dikkatsiz, çarpıcı ayrıntıları göremeyen kişiler, çok usta yazarlarda görülen derinlik, mânâlılık, açıklık ve orijinallik gibi özelliklerden mahrum kalırlar.
Gezi yazısı yazarken şu özelliklere dikkat etmek gerekir:
(1) Gezilen yerlerin, hiç bir yere benzemeyen özelliklerini dile getirmek.
(2) Gezilen yerlerde yaşayan insanların kültürel özelliklerini (ırk, dil, hayat tarzı, folklorik özellikleri vb.) belirtmek.
(3) Gezilen yerlerin tarihî, mimarî ve uygarlık özelliklerini belirtmek.
(4) Gezilen yerlerin teknolojik ve ekonomik alandaki gelişmelerini belirtmek.
3) MÜLAKAT:
Herhangi bir sosyal konu ya da sorun üzerinde, uzman kişi ya da kişilerle yapılmış konuşmaları yansıtan yazı türüne mülakat (görüşme) denir. Toplumun tamamını ya da bir kısmını ilgilendiren her alanda "görüşme" yapılabilir. Bu tür yazılar, genellikle gazete ve dergilerde yayımlanmak için hazırlanmaktadır.
Mülakat yapacak kimse, konuşacağı kişiyi tanımalı, onun kakında gereken bilgileri toplamalı ve sorularını önceden hazırlamalıdır. Mülakatı gerçekleştiren kişi, aldığı yanıtları herhangi bir yorum katmadan, olduğu gibi okuyucuya aktarmalıdır.
Mülakatın da belirli bir plan çerçevesinde yapılması gerekir. Bu planlamada genellikle – ele alınan konu göz önüne alınarak – geçmişten bugüne bir sıra izlenir.
4)RÖPORTAJ:
Gazete ve dergi yazarlarının herhangi bir olay, bir yer, bir sorun vb. hakkında bir sonuca varmak, bunu topluma duyurmak amacıyla yaptıkları araştırma ve incelemeleri anlatan yazılara röportaj denir.
Röportajlar, gazete ve dergilerde yayımlanmak amacıyla hazırlanan, çoğunlukla da fotoğraflarla desteklenmiş yazılardır. Röportajlar, kişilerin bazı konular ve olaylarla ilgili düşüncelerini topluma duyurma amacı taşır. Okul, hastane, kent, orman, köy ve benzeri bir yeri tanıtmayı amaçlar.
Röportaj yazarı, zaman zaman ele aldığı konu, olay ya da yerle ilgili kişisel yorumlara da yer verir. Röportaj yaparken “mülakat”tan geniş ölçüde yararlanır.
Röportajın başarılı olabilmesi içim iyi bir planlama yapılmalıdır. Bu amaçla konu önceden tasarlanmalı, konuşulacak kişi, incelenecek olay ya da gezilecek yer belirlenmeli ve anlatılmak istenenler bir plan çerçevesinde yazılmalıdır.
5) KONFERANS:
Belli bir konuda bilgi vermek ya da düşünceyi benimsetmek amacıyla bir dinleyici topluluğu karşısında yapılan hazırlıklı konuşmalara konferans, konferans veren kişiye de konferansçı denir.
Konferans hazırlıklı bir konuşmadır. “ Bilim, sanat, hukuk, eğitim ” gibi konularda verilebilir.
Bir konferansın başarılı olması için şu noktalara dikkat edilmelidir:
· Konu ne çok uzun ne de çok kısa olmalı, planlama iyi yapılmalıdır.
· Anlatım dinleyicilerin kültür düzeylerine uygun ve doğal olmalıdır.
· Örnekler anlaşılır ve ilgi çekici olmalı; zaman zaman anılardan, güldürüp düşündüren fıkralardan yararlanılmalıdır.
Konferanslarda düşünce yazısı planı uygulanır. Bu yüzden giriş, gelime ve sonuç bölümlerinden oluşur

1) ROMAN:
Gerçek ya da gerçeğe uygun olarak tasarlanmış olayları yer ve zaman bildirerek ayrıntılı biçimde anlatan uzun yazılara roman denir.
Roman; anlatım özellikleri, planı vb. yönlerden öyküye benzer. Ancak öyküden daha uzundur. Romanda olaylar çok ve çeşitlidir. Yer ve zaman daha geniştir.
Roman incelemesi belirli bir plan çerçevesinde yapılır. Bu plan şöyledir:
A) Romanla İlgili Bilgiler: B) Romanın İçeriği
1. Adı 1) Özeti
2. Yazarı (varsa çevireni) 2) Kişiler ve özellikleri (ruhsal ve fiziksel portreleri)
3. Yayınevi, basıldığı yer ve yılı 3) Dil ve anlatım
4. Sayfa sayısı a) Yeni karşılaşılan sözcükler, yöresel sözcükler-deyişler
5. Fiyatı b) Anlatımın birinci ya da üçüncü kişili oluşu
C) Yazarla İlgili Bilgi: D) Genel Yargı:
1. Yaşamı Roman hakkındaki düşünceleriniz
2. Yapıtları
2) ÖYKÜ ( HİKÂYE ):
Gerçek ya da gerçeğe yakın olarak tasarlanmış olay yazılarına öykü ( hikâye ) denir. Bir öykü dört öğeden oluşur:
1) Olay 3) Zaman
2) Yer 4) Kişiler
Öykü serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur. Serimde olayın geçtiği yer, olayla ilgili kişiler tanıtılır. Düğümde olay anlatılır okuyucuda merak uyandırılır. Çözümde ise anlatılan olay çözülür, merak giderilir.
Öyküde en çok sözü edilen ve olayların akışında en çok etkili olan kişiye başkahraman denir.
Öykü ve diğer olay yazılarında iki tür anlatım kullanılır:
1. Birinci kişili anlatım: Bu tür yazılarda olay, yazarın başından geçmiş gibi kendi ağzından anlatılır.
2. Üçüncü kişili anlatım: bu tür anlatımlarda ise bir başkasının yaşadığı olaylar, üçüncü bir kişi olarak yazar tarafından anlatılır.
3) MAKALE:
Makale; herhangi bir konuda bilgi vermek, bir sorun ya da konuya açıklık getirmek, yeni bir görüş ve düşünceyi ileri sürmek, ele alınan konu üzerinde yapılan inceleme ve araştırma sonuçlarına göre deliller göstererek, bu yeni görüş ve düşünceleri desteklemek ve doğruluğunu ispatlamak amacıyla yazılan bilimsel gazete ve dergi yazılarıdır.
Makale, bir gerçeği savunmak veya bir fikri ispat etmek maksadıyla yazılan yazı türüdür.
Dergi ve gazetelerin vazgeçilmez unsurlarındandır. Yazar, bir tez ortaya atar, bunun doğru olduğunu kesin bir dille iddia eder ve yazı boyunca iddiasını ispata çalışır. Tezini savunmakla kalmaz, mukabil fikirleri de çürütmeye uğraşır. Bunun için kesinleşmiş yardımcı bilgiler kullanır.
Makalenin en önemli özelliklerinden biri, iddia ve ispat havası taşımasıysa, diğeri dili ve üslûbudur. Dil oldukça yalındır, edebî sanatlar nadiren kullanılır. İfadeler kesindir. Üslûp, ciddi ve ağırbaşlıdır.
Malzeme olarak, fikirlerin yanı sıra istatistiklerden, biyografilerden, vecize ve atasözü gibi unsurlardan faydalanılır. Konuyla ilgili sahalarda söz sahibi olan bazı ilim ve fikir adamlarının sözlerine yer verilir. Mizahî materyallerin seviyesi en aza indirilir. Bunların üslûptaki ciddiyeti zedelemesi ihtimali vardır. İnsanları ilgilendiren her şey makale için konu olabilir. Yazar, hakkında bir şeyler bildiği ve alâka duyduğu konulara öncelik tanımalıdır.
Makale düşünce planı ile yazılır. Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur
4) DENEME:
Herhangi bir konuya ilişkin kişisel görüş ve düşüncelerin kesin yargılara varılmadan, içten bir dille anlatıldığı yazılara deneme denir.
Deneme bir düşünce yazısıdır. Deneme türü yazılarda düşünce planı uygulanır. Düşünce planı da giriş, gelişme, sonuç bölümlerinden oluşur.
Deneme diğer düşünce yazılarından söyleşiye benzer. Bu iki türü birbirinden ayırmak gerçekten zordur. Aralarındaki en belirleyici ayrım söyleşide okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir anlatım olmasına karşılık denemede yazar kendisiyle konuşuyormuş gibi bir yol izler.
5)SÖYLEŞİ:
Yazarın bir konudaki kişisel görüş ve düşüncelerini fazla ayrıntıya girmeden konuşma sohbet havasında anlattığı yazılara söyleşi (sohbet ) denir.
Söyleşi yazılarının en belirgin özelliği, yazarın okuyucu ile sürekli diyalog halinde olmasıdır. Söyleşilerde sanki yazar ile okuyucu karşı karşıya oturmuşlar da konuşuyorlarmış gibi bir anlatım vardır. Bu anlatım genellikle devrik cümlelerle ve soru cümleleriyle yaratılır. Yazar, okuyuculara bir takım sorular yöneltir; yanıtlarını yine kendi verir.
Söyleşilerde gerektikçe atasözlerinden, özdeyişlerden ve güldürücü fıkralardan da yararlanılır. Bu tür yazılarda içten ve açık bir anlatım vardır. Konu fazla ayrıntıya girilmeden ele alınır.
Söyleşi de makale, deneme gibi bir gazete ve dergi yazısıdır. Diğer düz yazı türleri gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.
« Önceki :: Sonraki »